kendini daha fazla suçlama diyordu çocuk,
daha fazla suçlama n’olur!
sen er yada geç doğrusunu yaptın! ama yaptın!
bu kadar harap etme kendini… bu kadar hiç sanma benliğini…
hem unutma. seven gitmesini de bilmeli…
kim bilir günlerden ne…
“dün ninli söylerken, bugün ağıt yakarmış insan…
ne kadar da zormuş, bir seviyi anlamak…
bugün sen gülüyorsun ya! yarın sen ağlayacaksın’
bir ah değil ki, yüzlercesi bir gün senden çıkacak!’
sen de yanacaksın! sen de!’ diyordu çocuk…
hadi şimdi de yap , şimdi de muhasebesini çıkar;
hadi! yine çık işin içinden! hadi yine kandır kendini!
yap yapabilirsen! diyordu çocuk!
çıkarıp atabilir misin yüreğini?
kesip nefesini! karalar bağlar, matem tutar mısın!
dokunabilir misin söz yaşlarına!
söyle! ne kadar sevebilirsin!..
canından ne kadar can alır biliyor muydun daha önce?
ne kadar gidersin kendinden, ne kadar !
bak tümcesiz kaldın öylece, nereye baksan o…
hangi şarkıyı tuttursan o dökülür kulaklarına…
ne zaman sarılsan yastığına, o kokar…
hem de her gece…
umutların bir bir kırılır gözlerinin önünde;
bugüne değil! düne bile bakamazsın ,
dökülürsün göz yaşlarından, yanaklarına…
kuş uçmaz, kervan geçmez bir yalnızlağa bürünürsün,
gel dersin! gel!
ALLAH aşkına!
GEL!
gelir mi, bilemezsin…
ölebilir misin he?
ölemezsin… sen bir daha asla senle gelemezsin…
biliyor muydun sen, aşk – ayrılık ne demekmiş? diye soruyordu çocuk…
bir şey diyemedim…
ince bir ses çıktı öylesine,
“artık biliyorum…
…
Ana Sayfa
Zırvalar
Eleştiri - Yorum
Deneme - Makale
FotoBlog