haykırırsın!
İlk önce inkarla başlar, hiçe vurana dek sürer… En dibidir gözünün gördüğü… Aydınlık yada Karanlık olması bir şeyi değiştirmez… Öylece damarlarına işler, kokusunu bile duyamaz olursun. Durursun işte öylece! Eski bir kutunun içinde bulursun bazen onu! Böyle ,- bu da neymiş” iç güdüsüyle açarsın, eski bir mektuptur bazen bir çakıl taşı, belki de bir şarap mantarı… yine de , dibini bir koklarsın, o andır ki; kokusu götürür… hırkası omzunda, o eski sokakta koşuyordur; arkası dönük! ilk dokunuşunu, ilk sana bakışını hatırlarsın… belki bir kavgayı ..! onu aradığını sen dahil kimse bilmez.! o sadece içinizde hiç bir saklambaç oyunun çıkaramayacağı yere saklanmıştır… -ebe, sen olsan bile, yüzünü yummayacaksın dünyaya!” dedirtir… siz nasıllarla uğraşırken, oysa ki o öylece dimdik ayakta durur! hiç ama hiç, acı çekmediğini düşünürsün… öyle acıdır ki; nasıl başardığını sorgularsın! onu nasıl bu kadar içinde tutabildiğini sorgularsın! çıldırasıya paralarsın kendini! - sıçarım ulan böyle işe!” haykırırsın!