ne kadar susarsan sus!
hatta sus! anlatma hiç bir şey!..
bak ellerim de tüm vücudum gibi taş kesti… oysa ellerime bakıpta “bir baksa , dokunsa, ne kadar da çok sever” derdim…
yastığım ve sen…
her seferinde yastık üstü cümlelerle geçirdiğim günlerimi özler miyim sanıyorsun?
hayır… artık sadece yastık altı cümleler kuruyorum… anlamıyorsan da susuyorum!
zaten biliyorum, hiç bir zaman gerçekleşmeyeceklere inandım! kime ne!
ben hep buydum işte…
bir şeyler dokunuyor içten içe içime…
hani görmesem! hani tanımasam! diyeceğim ki, ağlıyor bu çocuk!
ağlıyor! duyan yok mu hıçkırıklarını ?
biliyorum… Tanrı dedi ki! “- al sana kıyı da köşe de kalmış, zayıf, kuru, biraz paslı – kirli, mutluluk veriyorum!” hayır diyemedim; şimdiyse çıkıp da ” Yeter bu kadarı sana! idare et bununla! ” …
olur… ederim.
artık şeytanlarım da sustu içimde! hadi bir cesaret! hadi bir çılgınlık yap! hadi ;
savaş ulan savaş!
yapamıyorum… çok yoruldum.
artık, vurdumduymazlığım da iş görmüyor! ” -boşver. bu da geçer” , ” ne yapalım yine olmadı! boşveer”..
boşveremiyorum! çok boşa kaldım…
ya bahanelerim ? “- hem seni hiç sevmedi ki!, hiç. sadece bir boşluk doldurucusun sen! başka ne anlamın olabilir ki ? yada bir takıntısın işte! bu da mı değil ? o zaman, sen, sen.. sen hiç var olmadın ki… ”
bunlar da değil , değil mi?
…
olmak yeniden , ölmek yeniden , sevmek yeniden , bulmak yeniden ..
vazgeçme sakın! olur istersen! vazgeçme yeter!
…
Ana Sayfa
Zırvalar
Eleştiri - Yorum
Deneme - Makale
FotoBlog